Anasayfa  
 www.celikguru.com  
Home    Print    Bookmark
Ana Menü
Anasayfa
Çelikgürü Köyü
Köyümüz
Geleneklerimiz
Köyümüzün İlkleri
Ziyaretçi Defteri
Forum
Canlı Yayın
Foto Galeri
Videolar
Arama
Haberler
Şive ve Yerel Ağız
Duyurular
Cemiyet Takvimi
Cemiyet Daveti
Dünyaya Gelenler
Vefat Edenler
Hatim Grubu
Son Dakika

Önemli Linkler
EĞİTİMDE SAYGI Yazdır E-posta
Salı, 29 Ekim 2013

                                EĞİTİMDE SAYGI

Saygı, “değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı, kutsallığı dolayısıyla bir kimseye, bir şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmaya sebep olan sevgi duygusu, hürmet” diye tanımlanmış.

Gür sesli biri olan Sâbit b. Kays (ra), sahabelerle birlikte huzuru saadette oturuyordu.
“Ey iman edenler! Sesinizi peygamberin sesinden fazla yükseltmeyin!” (Hucurat Sûresi:49/2) ayeti indiğinde, huzuru saadette sesini yükselterek konuşmuştu. Daha sözünü bitirmeden hatasını anladı:
— Resûlullah’ın huzurunda sesimi nasıl yükseltirim ! Diye büyük bir üzüntüye kapıldı. Pişmanlık ateşi içini yakıyordu. Nefsini kınayarak evine kapandı. İçi alev alev yanıyordu, evin bir köşesine büzüldü, namaz haricinde yerinden ayrılmadan öylece bekledi. Çevresindeki insanlarla yakından ilgilenen Allah Resulü (sav) sürekli çevresinde gördüğü Sâbit bin Kays’ı günlerdir göremeyince, komşusu Sa’d b. Muaz’a (ra):
— Ey Ebu Âmir! Sâbit’ten haberin var mı? Yoksa hasta mı? Diye sordu.
Sa’d b. Muaz, Allah’ın Resulü’nün (sav) emri üzerine Sâbit b. Kays’ın durumunu öğrenmek üzere huzurdan ayrıldı. Yakınlarına sorunca evde olduğunu söylediler. Hemen eve gitti, izin isteyerek içeri girdi. Sâbit b. Kays üzüntüden perişan bir şekilde başını önüne eğmiş, kendinden geçmiş bir hâlde oturuyordu. Yanına yaklaşan Sa’d b. Muaz:
— Bu hâlin ne? Diye hayret ve üzüntü ile sordu.

— Felaket! Ben mahvoldum, sesim Allah Resulü’nün (sav) sesinin üzerine çıktı. Huzurunda sesimi yükselttim. Bütün amellerim zayi oldu. Bundan böyle ben artık cehennem ehliyim. Gidip Allah Resulü’ne (sav) durumumu aynen bildir, dedi.
Sa’d b. Muaz, onu teselli ettikten sonra, evden ayrılıp Allah Resulü’nün (sav) yanına gitti. Gördüklerini Efendimize aynen anlattı.
Pişmanlığı, kötülükle arasına perde olarak, ona cennet kapılarını ardına kadar açmıştı. Allah Resulü (sav) onu cennetle müjdeleyerek Sa’d’a:
— Onun yanına gidip deki Allah Resulü (sav) senin için: “O cehennem ehlinden değil, bilakis cennet ehlindendir.” buyurdu. (
www.muhteva.com)

            Allah’ın Rasülüne Hayattayken hürmet edilmesi gerektiği gibi vefatından sonrada aynı hürmet ve saygının gösterilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Buradan hareketle öğretmen ve öğrenci arasındaki iletişimin de saygı ekseninde olması gerektiği sonucu çıkarılmıştır.

            Hz. Aliye atfedilen “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” sözü gösterilmesi gereken saygının boyutunun nasıl olması gerektiği konusunda yeterince fikir vermektedir.

            İmam-ı Azam Ebu Hanife hocasına saygısını şöyle anlatır:

“Aramızda yedi sokak olmasına rağmen Üstadım Hammad'ın evine doğru ayaklarımı bir kere uzatmış değilim.”

Yine buyurdu ki: “Üstadım Hammad vefat ettiğinden beri, her namazımda onun için, annem babam için, kendilerinden ilim öğrendiklerim için, kendilerine ilim öğrettiklerim için istiğfar ettim. Hiç bir namazda unutmuş değilim.”

Üstada ve öğretmene karşı saygı olmazsa, yeterince istifade edilmesi mümkün değildir. Şair, edebin ilimden önce geldiğini söyler:

Girdim ilim meclisine, eyledim kıldım talep, / Dediler ilim geride, illa edep illa edep.

Fıkra bu ya, Cennet'in kapısında kalabalık toplanmış, gürültü oluyormuş. Bu gürültüyü duyan Cebrail merak eder ve cennetin kapısına gider. Problem, Cennet'e kimin önce gireceği tartışmasıymış. Şehitler, gaziler, hacılar… Hepsi önceliğin kendilerine ait olduğunu iddia ediyormuş. Şehitlerin temsilcisi "Biz vatan için canımızı verdik. Cennet'e önce biz gireceğiz" diyormuş.

            Bunun üzerine gaziler mücadelelerini, kan döktükleri filan anlatıyorlar. Hacılar, imanları uğruna dağı taşı aşıp kutsal yerlere gittiklerini, insan-ı kâmil olmaya gayret ettiklerini anlatıyorlar. Her kesim kendilerini haklı çıkartmaya çalışırken Cebrail kalabalığın arkasında sessizce duran kişileri fark eder ve onlara seslenir; "Siz kimsiniz?”

Oradakiler yine boynu bükük cevap verirler; "Biz öğretmenleriz."

Bunun üzerine Cebrail bir süredir öncelikle Cennete girmek için tartışan meslek gruplarına tek tek sorar;

"Şehitler, size bu şehitlik mertebesinin erdemini kim öğretti?" "Öğretmenler..."
"Gaziler, size gaziliği kim öğretti?" "Öğretmenler..."

“Hacılar, size kâmil insan olmayı kim öğretti?” “Öğretmenler…”
Tek tek sorulan tüm soruların cevabı "Öğretmenler..." şeklinde verilir. Bunun üzerine Cebrail

 tüm kalabalığa sorar; "Öyle ise Cennet'e girme önceliği kimin hakkıdır?" "Öğretmenlerin.." (www.egitisim.gen.tr)

Allah’a (c.c.) emanet olun…

Eğitimci-Yazar 

Hüseyin Kahraman 

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

 
< Önceki   Sonraki >
Giriş Formu





Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Popüler
Kimler Sitede
Şuanda 4 misafir bağlı
Halil İbrahim Yaramaz
 
FORD FEKA MİNİBÜS
 
 
Zeki Çiftçi
 
KELLE KOLTUKTA İŞ YAPMAK
 
 
Habil Kahraman
 
KAYBOLAN DEFTER
 
 
Bedri Çiftçi
 
ÇOCUK PADİŞAHLAR
 
 
Hüseyin Kahraman
 
YOL HARİTASI
 
 
Yusuf Kurt
 
KÖYDE YAŞAM
 
 
Serkan Kurt
 
ÇOCUĞUN OKULDAKİ BAŞARISI İÇİN ANNE BABALAR NELER YAPABİLİR
 
 
Canakkale Hava

Ziyaretçi Sayacı

   Home  Print  @ Contact Top